Radial sinir

Radial Sinirin Önkolda Sıkışması (Posterior İnterosseöz Sendrom)

Posterior interosseöz sendrom, radial sinirin önkol düzeyinde bası altında kalması sonucunda ortaya çıkan bir dizi belirti ve bulguları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Radial sinirin önkol düzeyinde sıkışması elde kolda ortaya çıkan diğer sinir sıkışmalarına göre daha az sıklıkta görülür.

Radial sinir dirsekten ele doğru ilerlerken önkolda iki ana dala ayrılır. Yüzeysel dal el sırtında bir bölgenin duyusunu sağlarken derin dal önkol, el bileği ve el kaslarına beyinden gelen motor emirleri iletir. Motor fonksiyonlardan sorumlu derin dal dirseğe yakın bir bölgede bir tünelden geçer ve sıkışma bu tünel içinde olur (Şekil 1).

Şekil 1. Radial tünel ve radial sinir.

Posterior interosseöz sendrom dirsek çevresindeki kırıklar, romatoid artrit gibi bağ dokusu hastalıkları sonucu gelişebilse de hastaların büyük çoğunluğunda belirgin bir neden saptanamaz. Ancak bir kısmında önkola alınmış olan bir darbe, ezilme öyküsü vardır.

Sıkışma radial sinirin yalnızca motor emirleri ileten derin dalında olduğundan posterior interosseöz sendromda duyu ile ilgili yakınmalar yoktur. Yakınmaların tümü motor fonksiyonlar ile ilgilidir. Temel sorun el bileğini, başparmağı ve parmakları yukarı yönde hareket ettiren kaslarda belirgin bir kuvvet kaybı, ileri olgularda tamamen bu kasların felci ile sonuçlanması ve “düşük el” adı verilen tablo ile sonuçlanmasıdır (Şekil 2). Ayrıca dirseğin dış yan tarafında da ağrı olur.

 

Şekil 2. Radial sinir sıkışması sonucunda gelişmiş olan düşük el.

Radial sinir sıkışması en sık olarak 30-60 yaşları arasındaki erkeklerde görülür. Ama kadınlarda da rastlanmaktadır. Radial sinir sıkışması tanısı, hastanın öyküsüyle birlikte fizik muayenesi sonucunda konulan klinik bir tanıdır. Radial sinir sıkışması klinik tanısını doğrulayan ya da ayırıcı tanıda yardımcı olan bazı inceleme yöntemleri mevcuttur. Radial sinir sıkışmasının standart inceleme yöntemi, sinir ileti çalışmaları ve iğne elektromiyografisinden (EMG) oluşan elektrodiagnostik incelemelerdir. Bu incelemeler ile sinirlerin elektrik iletme gücü ölçülür, böylelikle sinirde bir sıkışma olup olmadığı ve varsa tam hangi seviyede sıkışma olduğu saptanır. Sinirin sıkışma seviyesinin belirlenmesi önemlidir, çünkü radial sinir zaman zaman dirseğin daha yukarılarında ya da el bileği düzeyinde de sıkışabilir ve bu çeşit sıkışmaların tedavisi farklıdır (Şekil 3).

 

 

 

Şekil 3. Radial sinir sıkışması olan bir hastaya nöroloji uzmanı tarafından EMG incelemesi yapılması.

Radial sinir sıkışmasının tedavisi cerrahi olarak radial sinirin gevşetilmesi, sıkışmaya neden olan dokuların serbestleştirilmesidir. Ameliyat önkolda yaklaşık 10 cmlik bir kesi ile yapılır ve genel anestezi gerektirmez (Şekil 4).

Şekil 4. Radial sinirin gevşetilmesi. İki ayrı hastada sıkışmaya neden olan dokular serbestleştirilmiş ve radial sinir rahatlatılmış.

Ameliyattan sonra hastaların tümünde belirtilerin tümü ya da çoğu hemen geçer ve hastalar belirgin olarak rahatlarlar. Sonucu etkileyen faktörler arasında hastanın yaşı, hastalık öyküsünün süresi ve ameliyat öncesi belirtilerin şiddeti önemlidir. Hastalığın ileri evrelerinde sıkışma nedeniyle sinirde hücre ölümü olabildiğinden, Radial sinir sıkışması tanısı konulduktan sonra en kısa zamanda ameliyat olunmalıdır. Bu nedenle, yaşı ve hastalık evresi ne olursa olsun radial sinir sıkışması olan hastalarda cerrahi tedaviden kaçınılmamalıdır. Sinirlerde geriye dönüşü olmayacak derecede hasar oluştuğunda ise elin ve parmakların yeniden hareket edebilmesi için sinirin gevşetilmesi yetersiz kalır ve tendon transferi denilen daha kapsamlı ameliyatlara gereksinim duyulur.

Orjin Krem